Anasayfa  | İletişim Metin Soylu Facebook Metin Soylu Twitter

 

 
YAZAR HAKKINDA KİTAPLAR ELEŞTİRİ CEVAP KONFERANSLAR AFET OKULU RÖPORTAJLAR BASIN ODASI
 
   Bedeli Çanakkale'de Kanla Ödenecektir tüm seçkin kitapevlerinde!      Piri Reis Haritası'nın Şifresi ÇIKTI!     
 



  Timsal Karabekir İle Röportaj

Röportaj: Gazeteci Yazar Metin Soylu

BUGÜN OLDUĞU GİBİ GEÇMİŞTE DE ÇEŞİTLİ VAATLERLE KANDIRILAN ERMENİLERDEN ESKİ BİR İTİRAF!

“ALDATILDIK PAŞAM”

Cumhuriyetimizin kurucularından Kazım Karabekir Paşa’nın kızı Timsal Karabekir ile Ermeni yalanları üzerine konuştuk. Ülkemiz üzerine oynanan oyunları çeşitli konferanslara katılıp arşivlerdeki belgeleri göstererek bozmaya çalışan Timsal Karabekir, “Bir buçuk milyon Ermeni öldüyse biz kiminle anlaşma yaptık?” diye soruyor.

Erzurum’da bir konakta Mustafa Kemal bir masa başında Rauf Orbay ile oturmakta. İçeriye en güvendikleri yaveri giriyor. “Paşam” diyor “İstifa ettiğinize göre ben kimden emir alacağım. Elimdeki dosyaları kime teslim edeceğim?” Yani bir saat öncesinde “Sen her şeysin” diyen kişiler, artık “İstifa etmişsin” demekte. Çok üzgündür Mustafa Kemal… “Gördün mü Rauf?” diyor. O sırada Cevat Abbas içeriye giriyor. Kazım Karabekir’in bir bölük asker ile gelmekte olduğunu bildiriyor. Mustafa Kemal, Kazım Karabekir’in kendisini tutuklamak üzere geldiğini düşünerek “Her şey buraya kadarmış Rauf” diyor. Yani Kazım Karabekir onu tutuklayacak ve Milli Mücadele başlamadan bitecek.
Kısa bir süre sonra Kazım Karabekir içeriye giriyor. Sivil olan Mustafa Kemal Paşa’nın karşısında durup asker selamı veriyor ve “Paşam” diyor, “Dün olduğu gibi bugün de tüm kolordumla emrinizdeyim.” İşte o gün o konakta Türkiye’nin talihi değişiyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri o gün o konakta atılıyor. Biz de o günleri anmak için Kazım Karabekir Paşa’nın kızı Timsal Karabekir ile konuştuk. Kendisini yurt içinde ve yurt dışında da çeşitli konferanslara katılarak Türkler üzerinde oynanan oyunları bozmaya adamış Timsal Hanımefendi ile Ermeni Soykırımı iddiaları üzerine özel bir röportaj gerçekleştirdim.



-Ermeni soykırımı iddiaları tarihsel bir gerçekliğe dayanıyor mu?
Timsal Karabekir:
Ermeniler yıllar yılı Osmanlı’nın en değer verdiği vatandaş gruplarından biri olmuştur. Birdenbire Osmanlı delirdi; çıldırdı ve Ermenileri soykırıma mı tabi tuttu? Ermenilerden bir kısmı Rus taarruzunda onların tarafına geçti. Kendi vatanındaki kendi vatandaşını zulümle öldürmeye başladı. Bunun üzerine de Osmanlı Devleti, Ermenileri vatanın başka bir bölgesine götürme kararı aldı. Buna “Zorunlu Göç” deniyor. Osmanlı Arşivleri herkese açıktır, bakılabilir. Osmanlı Arşivleri diyor ki, her Ermeni kafilesine bir doktor, her hamile kadına da süt verilmiştir. Hatta, zorunlu göç döneminde Ermenilere sahip çıkmadığı gerekçesiyle Boğazlayan Kaymakamı Kemal Bey idam edilmiştir. Düşünün artık Ermenilere gösterilen önem ortadadır. Sonradan tabii ki Kemal Bey’e haksızlık yapıldığı ortaya çıksa da itibarı geri iade ediliyor ama giden can bir daha geri gelmiyor…


“Ferik Kazım Karabekir Paşa “Yetimler Babası Kahraman Kazım Karabekir Paşa Hazretleri Trabzon Ermeni Yetimleri tarafından 9 Eylül 1338 (1922)”

-Babanız Kazım Karabekir’in askerliğinin yanı sıra insani vasıflarıyla da biliniyor. Çocuklar için yaptıklarını anlatır mısınız?
Timsal Karabekir:
Doğu’da Ermenilerce katledilmiş Türk şehitlerinin evlatlarına baba olmuştur. 6 bin yetimi sahiplendiği gibi bir de ileride sorun çıkmasın, “Biz kimin çocuğuyuz?” demesinler diye şecerelerini bile çıkartmıştır. Çocukları yeteneklerine göre de çeşitli sınıflara ayırıp “Sen matbaacı, sen terzi olursun” diyor. Terziliği öğrenen çocuklar, askerlerimize kaput dikmeye başlamış; matbaacılık öğrenenler de Sarıkamış’ta “Varlık” adlı 15 günde bir yayınlanan bir gazete çıkarmışlar. Bu arada ortada kalan Ermeni çocuklarını da Trabzon’daki Amerikan Ermeni Yetimhanesi’ne gönderiyor. Yani onları Türk çocuklarıyla bir araya koymuyor ki dinleri ve dilleriyle Ermeni gibi yetişsinler. İşte bu Türk’e yakışan bir davranıştır.








-Peki, Ermenilerin kendi vatandaşlarına ihanetin sebebi neydi?
 Timsal Karabekir:
Babam Kazım Karabekir ile Ermeni baş delegesi arasındaki şu diyaloğu size anlatayım. Kazım Karabekir, Kars Antlaşması’nı imzalarken Ermeni baş delegesine soruyor: “Küçücük boyunla koca Osmanlı’ya nasıl karşı geldin? Ermeni delegesinin cevabı aynen şu: “Aldatıldık Paşam!... Emperyalist güçler bizlere çeşitli vaatlerde bulundular. Bundan böyle Sevr Anlaşması’ndaki haksız iddialarımızı geri çekiyorum ve antlaşmayı imzalıyorum.” İşte emperyalist o güçler bugün de olduğu gibi o zaman da birtakım vaatlerde bulunuyorlar. Şu an Fransa ya da İsviçre’de “Ermeni Soykırımı Olmadı” demek suç kabul ediliyor. Yani Avrupa devletleri Ermenileri yine maşa olarak kullanmaya devam ediyorlar. Onlar da haksız iddialarını “Ya tutarsa” zihniyetiyle sürdürmeye devam ediyorlar. Babam anılarında “Evlatlarıma bıraktığım en kutsal emanet Kars Kalesi’ne çekilen o şanlı bayraktır” diyor.

-Babanız “Allah hiçbir göze benim gördüklerimi göstermesin” demiş. Bu söz hangi olayla ilgili söylenmiştir?
Timsal Karabekir:
Bu sözü Erzurum’a gittiği gün söylemiş. Aynen şöyle demiş: “İnsanların dişlerini görecek kadar yakınındaydım… Bizleri gülerek karşılıyorlar. Fakat orada garip bir durum seziyorum. Daha da yaklaştığım zaman hiç kimse kımıldamıyor. Biraz daha yaklaştığımda gördüm ki hepsi diri diri birer kazığa oturtulmuşlar. “Allah benim gördüklerimi başka hiçbir göze göstermesin” İşte bu söz Ermenilerin, Türklere yapmış oldukları soykırımın sonucunda babam Kazım Karabekir tarafından söylenmiştir.
Bakınız Ermeniler, Osmanlı himayesinde yüzyıllarca yaşamışlardır. Dillerine ve dinlerine hiçbir şekilde müdahale edilmemiştir. Bir hoşgörü çerçevesinde yaklaşılmıştır. Osmanlı döneminde de en rahat yaşantılarını icra etmişlerdir. Ermeniler ancak ne yazık ki Ruslarla gizli bir işbirliği yaparak Osmanlı’yı arkadan hançerlemiştir. İhanet etmiştir. Osmanlı bunun üzerine Ermenileri zorunlu göçe tabi tutmak mecburiyetinde kalmıştır. Osmanlı arşivlerimizde bu konu detaylı anlatılır. Her şeye rağmen Osmanlı, Ermenileri zorunlu göçe tabi tutmasına rağmen her kafileye doktor ve hemşire tahsis etmiştir. Yetmemiş babalık yapmıştır. Ermeni çocuklara süt bile dağıttığını resmi olarak kayıtlarımızda görmemiz mümkündür. Yani demek ki bugün bizler Ermenilere Hemşire ile Doktor ya da Süt ile Soykırım yapmışız.
Ermenilerin, Türklere yaptığı soykırım o kadar iğrenç noktalara varıyor ki Türk kadınının elindeki bebekler alınıyor ve kesildikten sonra akşam “Et yemeği!” diye Türk kadınlarına zorla yedirilmeye çalışılıyor. Öldürülen Türklerin bedenlerinde bile ölü olmalarına rağmen işkenceler devam etmiştir.








İŞTE TARİHİ VESİKALAR!
“3’NCÜ ORDU KOMUTANLIĞI’NA
Ermeni çetelerinin Erzincan ve civarında yaptıkları mezalimi ve 20’nci asrın ‘Medeni’liği ile bağdaşmayan kan dökücülüklerine, Aşkale’den Erzurum’a kaçarken daha fecilerini ekleyerek, Ekbertos’un mezalimini bile aratmışlardır. Merdivenköy’de 45, Aşkale’de 17, Tilkitepesi’nin 2km güneyinde haritada ismi yazılı olmayan Cinis Köyü’nde 600 küsür nüfustan, 13’ü hariç olmak üzere geri kalanlarının yakılmak, süngülenmek ve hamile kadınların karınları yarılarak bebeklerin kucaklarına verilmek suretiyle şehit edildiklerini arz ederim.”
2 Şubat 1918 / 1’nci Kafkas Kolordusu Komutanı / Albay Kazım Karabekir

(Kaynak= Arşiv Belgeleriyle Ermeni Faaliyetleri 1914-1918, Genelkurmay ATESE Başkanlığı Yayınları, Ankara 2005 C:11, Sayfa:147)

“3’NCÜ ORDU KOMUTANLIĞI’NA (ALACA 100)
Kolordu Karargahının Alaca’ya gelişinde, Ermenilerin elinden kaçarak kurtulabilen 48 kişiden başka, iki odaya doldurularak öldürmeye teşebbüs ettikleri Müslüman halktan 278’ini şehit ve 42’sini çoğunluğu ağır yaralı olmak üzere, yaralı buldum. Yaralıların tedavi ve istirahatlarına çalışılmaktadır. 278 şehit içinde, ırzlarına tecavüz edildikten sonra ciğerleri duvarlara asılmış genç kızlar, karınları deşilmiş hamile kadınlar, beyinleri süngülenmiş veya vücutlarına benzin dökülerek yakılmış çocuk ve erkeklerin oluşturduğu pek hazin bir manzara vardır. 2’nci Kolordudan gelirken Arapgir ve Eğin’de 3-4 bin Ermeni’nin kısmen Müslüman olma perdesi arkasında büyük bir hürriyet ve tam bir eşitlikte mutlu bir hayat geçirmekte olduklarını hatırlayınca, gördüğüm bu iki şaşılacak durum arasındaki zıtlıktan doğan üzüntü ve kederimi size bu zavallı şehitlerin başucundan arz etmeyi vicdani bir sızıyla hissettiğimi arz ederim. “ 
10 Mart 1918 Harekat 397
1’nci Kafkas Kolordusu Komutanı / Albay Kazım Karabekir

(Kaynak= Arşiv Belgeleriyle Ermeni Faaliyetleri 1914-1918, Genelkurmay ATESE Başkanlığı Yayınları, Ankara 2005 C:11, Sayfa:225)



-Ermenilerin ortaya attığı rakamlarla ilgili ne diyeceksiniz?
Timsal Karabekir:
Türklerle Ermeniler arasındaki bu duruma üzülen her iki taraftan da pek çok aydın insanımız var. Bazı Türk aydınları da bir buçuk milyon Ermeni’nin katledildiğinden bahsediyor. Ancak büyük bir matematik hatası da yapılmış oluyor. Tehcir öncesi Ermeni Nazırı’nın yaptığı nüfus sayımında Osmanlı’da yaşayan Ermeni sayısı bir milyon 275 bin kişi olarak hesaplanmıştır. Eğer hepsi öldürüldüyse anlaşmalar kiminle yapıldı?

-Kazım Karabekir Paşa Müzesi’ndeki sizin için en önemli oda hangisi?
Timsal Karabekir:
Aslında her yer… Ama babamın silah odası benim için çok daha özel bir konumdadır. Çünkü Kurtuluş Savaşı’na ait eşyalar halen orada duruyor.












Metin Soylu

Betül Korkmaz

Vatanı korumak…



 
 
Metin Soylu'nun hangi kitabını daha başarılı buluyorsunuz?
Hepsi
Afet Okulu
Bedeli Çanakkale'de Kanla Ödenecektir
Piri Reis Haritası'nın Şifresi
  
 
 

 

ANA SAYFA YAZAR HAKKINDA KİTAPLAR ELEŞTİRİ CEVAP KONFERANSLAR AFET OKULU RÖPORTAJLAR İLETİŞİM
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
© 2018 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.


Çizginet & Mehmet CAN