Anasayfa  | İletişim Metin Soylu Facebook Metin Soylu Twitter

 

 
YAZAR HAKKINDA KİTAPLAR ELEŞTİRİ CEVAP KONFERANSLAR AFET OKULU RÖPORTAJLAR BASIN ODASI
 
   Bedeli Çanakkale'de Kanla Ödenecektir tüm seçkin kitapevlerinde!      Piri Reis Haritası'nın Şifresi ÇIKTI!     
 



  Süheyl-Behzat Uygur Kardeşler İle Röportaj

Röportaj: Gazeteci-Yazar Metin Soylu

TİYATROCU SÜHEYL-BEHZAT UYGUR KARDEŞLER’İN SAHNE NOTLARI…

Her şey bu sözden sonra başladı:
“SEN OĞLUYSAN BİZ KIZI MIYIZ!?”

Tiyatro duayeni Nejat Uygur’un kendisi gibi tiyatrocu olan oğulları Behzat ve Süheyl Uygur kardeşler ile tiyatroya başlama hikâyelerinden baba öğütlerine, unutamadıkları anılarından sahne dünyasında neleri beğenip neleri eleştirdiklerine kadar birçok şeyi konuştuk. İki kardeş üniversitelilere tavsiyelerde de bulundu, “Yetenekli olanlar varsa bize ulaşsın, birlikte oynayalım” diyor.

-Tiyatroya babanız Nejat Uygur ile başladınız değil mi? Tiyatroya başlama hikâyenizi anlatır mısınız?
Süheyl Uygur: Ben Behzat’tan daha eski olduğum için isterseniz hemen başlayayım. 1976 yılında TRT’yi hicveden “TIP!” diye bir oyunu vardı babamın. Oyunculardan birisi hastalandı. Babam “Süheyl sen çıkar mısın?” dedi. “Tamam baba” dedim. Çıkış o çıkış… O zamandan beri tiyatronun içindeyim.

Behzat Uygur: Benim profesyonel olarak tiyatroya atılmam 1986 yılına denk gelir. Ama amatör olarak tiyatroya başlamam babamın yanında aslında çocukluktan beri devam etmiştir. Kendimizi bildik bileli sahneye çıktık. Özellikle yaz tatillerinde… Babam bizlere küçük roller verirdi. Babamın 1986 yılında “Hastane mi Kestane mi” adlı bir oyunu vardı. O dönemde askerden yeni gelmiştim. Canım da çok sıkılıyordu. Kuliste tiyatro oyunu seyrediyordum. Hiç unutmam oyun kötü oynanıyordu. Temposuz oynanıyordu. Bir anda sahneye çıktım ve “Düzgün oynayın. Ne biçim tiyatro oyunu bu” dedim. Oyuncular çok şaşırdılar. On beş dakika sonra yine aynı şeyi yaptım. Seyirciden de artık reaksiyon gelmeye başlamıştı kim bu adam diye… Acaba tiyatro içindeki bir karakter mi yoksa gerçekten bir izleyici mi diye meraklanmışlardı. Babam ise hiç sesini çıkarmıyor. En son Süheyl’in oynadığı dakikalarda tekrar girdim sahneye ve “Çok temposuz oynuyorsunuz kardeşim. Seyircinin canı sıkılıyor. O kadar para vermişler” dedim. Tiyatroculardan birisi “Sen kimsin de ikide bir sahneye atlıyorsun, oyunu bozuyorsun” diye çıkıştı. Ben de “Tiyatronun sahibinin oğluyum” dedim. Seyircilerden bir alkış geldi. Süheyl’de o an atladı, “Sen oğluysan biz kızı mıyız?” dedi. Bir alkış daha koptu. O anda Süheyl ile sahne ortaklığımız da böylece başlamış oldu. Babam da “Bunu her akşam yapın” dedi. “Ama para alırım” dedim. O günden sonra babam da artık bana yevmiye vermeye başladı. Babamla uzun yıllar oynadık; sonra 1990 yılında kendi tiyatromuzu kurduk.

-Tiyatrocu olmasaydınız hangi mesleğe sahip olmak isterdiniz?
Süheyl Uygur:
Ben yine tiyatrocu olurdum.

Behzat Uygur: Ben futbolcu olurdum. Çünkü bir dönem futbol oynadım. Futbolcu olsaydım şimdi bir takımda kesin antrenördüm. Fatih Hoca ile birlikteydim kesin. Fatih Terim’i bu arada çok seviyorum. O muhteşem bir adam…


-TV Programlarınızda dans ve şarkıyı da kullanıyorsunuz. Size aynı zamanda şovmen de diyebilir miyiz?
Behzat Uygur: Denilebilir tabii ki… Eğlence programı sunuyorsunuz ancak temelinde bir şovmenlik yatıyor. Tiyatrocu kimliği olduğu zaman birçok şeyi oynayabiliyorsunuz. Başka tip bir program sunduğunuzda da başka bir kişiliğe bürünüyorsunuz. Nihayetinde verilen rolü oynuyorsunuz. Ben ciddi programlar da sundum. “Şarkı Söylemek Lazım” ile “Güzel ve Dahi” programlarında dikkat ettiyseniz daha farklı bir kimlikteydim.

Süheyl Uygur: Zaten biz “Şahane Pazar” stüdyosunu tiyatro sahnesi gibi görüyoruz. Seyircileri ise tiyatrodaki seyirciler olarak hissediyoruz. Hatta tiyatro havasını daha çok hissedebilmek için taş olan sahneyi ahşap yaptırdık.

“Boynuz Kulağı Asla Geçemez”

-Peki, Nejat Uygur’un oğulları olmak nasıl bir duygu? Çünkü O bir tiyatro duayeni…
Behzat Uygur: Şimdi doğrusunu söylemek gerekirse bu konunun detayını çıkın da inmek bile istemedik. Çünkü inerseniz işin içinden çıkamazsınız. Bunalıma girersiniz, çünkü o yaşayan bir efsane. İlk zamanlar kendi tiyatromuzda sahneye çıktığımızda seyirci bize önyargıyla bakıyordu. Nejat Uygur’un oğulları olduğumuz için çok yüksek bir beklenti içindeydi.

Süheyl Uygur: Anadolu’da bir yerde “Boynuz Kulağı Geçer” adlı oyunu oynadık. Oyundan sonra otelde yemek yiyoruz. Tüm kadro hep birlikteyiz. Uzakta da bir ağabey masasında tek başına oturmuş, Behzat ile bana ters ters bakıyor. Bir taraftan da içki içiyor. Dedim ki “Behzat bak şu adam bize ters ters bakıyor, birazdan gelip kesin bize sataşacak.” Behzat dedi ki, “Yok bir şey olmaz.” Neyse aradan bir saat geçti, adam iyice sarhoş olmuştu. Kalktı sallana sallana yanımıza geldi. Biz içimizden “Eyvah kavga çıkacak” derken o “Boynuz kulağı asla geçmez” dedi ve gitti. Adam kafasından kurmuş işte. Hâlbuki oyunun adını babam koymuştu.

-Şimdi değil de belki ilk yıllarınızda, bir oyunu sergilemeden önce babanızın size öğütleri oluyor muydu?
Behzat Uygur:
Babamın en önemli öğüdü “Önce adam olacaksın” olmuştu. Bunun çok önemli bir söz olduğunu yaş ilerleyince anladım. Çünkü bazen tiyatroda çok iyi olanlar, sahne dışında facia birisi olabiliyor. Bu yüzden biz de kendi tiyatromuzda önce adam olanlarla çalışıyoruz. Çünkü oyunun yarısında sahneyi terk eden, turne günü oyuna gelmeyenler bile vardı. Babamın diğer bir öğüdü de pes etmemekti. Babam 81 yaşında hasta olana kadar hep tiyatro yapmıştır. Asla pes etmedi. Mesela babam oyunun son günü dekorda değişiklik yapan bir adamdı. Babamın tiyatroda bizlere garip gelen detaylarını yıllar sonra sebepleriyle daha iyi anladık ve hak verdik. Ondan öğrendiklerimizi okullarda öğrenemezdik.

“Biz Oyun Sırasında Bile Tartışırız”

-Türkiye’de gerçek anlamda mizahçı kaldı mı?
Süheyl Uygur: Tabii ki… Mesela ilk aklıma gelen Cem Yılmaz. Cem Yılmaz’ı muhteşem buluyoruz. Adam seri komik…

-Peki, eleştirdiğiniz bir tiyatro oyuncusu var mı?
Behzat Uygur: Engin Günaydın’ın sahneyi terk etmesini kesin bir dille eleştiririm. O arkadaşımızın özel hayatı beni hiç ilgilendirmez ancak “Seyirciden elektrik alamadım” diyor. O zaman sen elektrik ver kardeşim… O yanlış bir harekettir. Tiyatrocu bunu seyircisine yapamaz. Kardeşim sen oyuncusun ne demek seyirciden elektrik alamadım deyip sahneyi terk edip gitmek! Seyirci seni tercih etmiş, bilet almış para verip gelmiş ayağına. Kolay mı artık bu devirde tiyatrolara gidebilmek... Bu aynı manavın domates vermemesine benziyor. Ne demek elektrik alamadım. Seyirciden elektrik aldığında çıkacak mısın? İlişki mi yaşayacaksın?

-Kendi aranızda anlaşmazsızlığa düştüğünüz olaylar oluyor mu?
 Süheyl Uygur: Polemiklerimiz çok oldu. Mesleğimiz icabı doğruyu yanlışı bulabilmek için tartışarak doğruyu yakalıyoruz.

Behzat Uygur: Biz sadece sahne gerisinde değil oyun sırasında bile tartışırız. Seyirci anlamaz onu. Oyunun bir parçası zannederler. Mesela biz tartışınca bazen seyirci bize güler. Ama gerçekten de o an ciddi tartışıyoruzdur.

-Peki, yeni projeleriniz var mı?
Behzat Uygur: Birkaç tane proje hazırladık sayılır. Televizyon programlarını hep açık büfe yapmaya çalışıyoruz. Karnıyarığı seven karnıyarık yesin, suşi seven suşi yesin gibi… Belki duymuşsunuzdur, Avrupa’da bazı televizyon kanalları bizim programımızın formatını taklit etti. Hatta Suheyl’in kıyafetinin aynısını giyerek…

“Oyun Yazarı Aranıyor!”

-Üniversitelerdeki tiyatro kulübü öğrencilerine neler söylemek istersiniz?
Behzat Uygur: Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum. Ben Türkiye’deki tüm üniversiteli öğrencileri önemsiyorum.

Süheyl Uygur: Burada Behzat’ın sözünü keserek yaşadığımız bir olayı anlatmak istiyorum. Bundan sanırım birkaç yıl önceydi. Bizi Konya Selçuk Üniversitesi’nden bir öğrenci kulübünün başkanı üniversitelerine davet etmişti. Biz de “Geliriz ama kalabalık olsun, moralimiz bozulmasın” dedik. Neyse gittik biz okula, salondan bir içeri girdik ki 50 öğrenci ancak var. Çok bozulduk açıkçası… Kulüp başkanı kardeşimiz “Ağabey kusura bakmayın, buyurun isterseniz rektörümüzle bir görüştüreyim sizi” dedi. Sonra bizi bir yere götürdü. Kapıyı bir açtı ki, beş bin kişi salonda meğerse bizi bekliyormuş. Tüylerimiz diken diken oldu. Şok olmuştuk!...

Behzat Uygur: Üniversite öğrencilerinin eleştirileri bizim için gerçekten de önemlidir. Şimdiye kadar ki televizyon programlarımızda genellikle üniversitelilerden pek çok ödül aldık. Üniversitelerin tiyatro kulüplerine birlikte çalışma teklifinde bulunmak isteriz. Ancak şöyle bir eksiğimiz var, artık günümüzde tiyatro yazarı kalmadı. Üniversitelerde tiyatro yazarları varsa oyunlarını bize göndersinler, onların yazdıkları oyunları oynayalım.

 Süheyl Uygur: Tiyatro alanında yetenekli üniversiteli arkadaşlarımız bizlere ulaşsınlar, onlarla birlikte gerek tiyatro sahnesinde, gerekse televizyonlarda birlikte seve seve oynarız.


Metin Soylu

Betül Korkmaz

Vatanı korumak…



 
 
Metin Soylu'nun hangi kitabını daha başarılı buluyorsunuz?
Hepsi
Afet Okulu
Bedeli Çanakkale'de Kanla Ödenecektir
Piri Reis Haritası'nın Şifresi
  
 
 

 

ANA SAYFA YAZAR HAKKINDA KİTAPLAR ELEŞTİRİ CEVAP KONFERANSLAR AFET OKULU RÖPORTAJLAR İLETİŞİM
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
© 2018 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.


Çizginet & Mehmet CAN