Anasayfa  | İletişim Metin Soylu Facebook Metin Soylu Twitter

 

 
YAZAR HAKKINDA KİTAPLAR ELEŞTİRİ CEVAP KONFERANSLAR AFET OKULU RÖPORTAJLAR BASIN ODASI
 
   Bedeli Çanakkale'de Kanla Ödenecektir tüm seçkin kitapevlerinde!      Piri Reis Haritası'nın Şifresi ÇIKTI!     
 



  Oksal Erev İle Röportaj

Röportaj: Gazeteci Yazar Metin Soylu


17 AĞUSTOS 1999 MARMARA DEPREMİ’NİN 15.YILINDA
DEPREM TAHMİNİ UZMANI “OKSAL EREV”
TÜRKİYE’Yİ UYARIYOR!...

“Afet’ten Sorumlu Bakanlık Şart!”

Kamuoyunda “Deprem Tahmini Uzmanı” olarak bilinen ve televizyonlarda yaptığı sıradışı açıklamalarıyla büyük ses getiren Oksal EREV, İstanbul 911 Arama Kurtarma Araştırma Derneği’ni kurarak kendisini afetlerle mücadeleye adadı. 2003’te Bingöl’de, 2010’da Elazığ’da ve 2011 yılında Van’da yaşanan depremlerde, enkaz altındaki vatandaşların yardıma koşan Erev, şimdi büyük felaketin 15’nci yılında devletin üst düzey yetkililerini uyarıyor; “İstanbul’da olası yaşanacak bir deprem büyük bir felaketle sonuçlanacak. Türkiye’nin insani ve mali dengeleri altüst olacak. Devlet, ‘AFET BAKANLIĞI’ adı altında siyasetten uzak çalışan, yeni bir bakanlığı acilen kurmalıdır. Yalnızca hizmet amaçlı kurulacak, özel yetkilendirilmiş savcı gibi özel yetkilendirilmiş afet ve acil durum konusunda tecrübeli bir kişinin görevlendirilmesi bu ülkenin menfaatine olacaktır.” diyor. 

-Afet’ler konusunda çalışmalarınız ilk hangi olayla nasıl başladı?
Oksal Erev:
Afetlerle ilgili ilk ciddi çalışmalarım 1999 yılında yaşanan Gölcük Depremi sonrasına denk gelir. O yıllarda özellikle erken uyarı sistemleri ile ilgili araştırmalar yapıyordum. Prof. Ahmet Ercan ile tanışmamla hayatımın da tamamen değişti. Çünkü Jeofizik Mühendisleri Odası’na halkla ilişkiler ve basın danışmanı olarak göreve getirilmiştik. Akabinde Türkiye’de çok saygın yer bilimciler ile çeşitli konularda fikir alışverişi yapma şansım hatta birlikte çalışma imkânını elde ettim. Ardından herkesin bildiği üzere İstanbul Teknik Üniversitesi’nde yürütülen “Deprem Tahmini Projesi”nde de görev aldım.

-İstanbul 911 Arama Kurtarma Araştırma Derneği ne zaman kuruldu? Ne tip faaliyetleriniz var?
Oksal Erev:
İstanbul 911 Arama Kurtarma Araştırma Derneği, 2012 yılında konusunda uzman olan başka arama kurtarma derneklerinde görev alan arama kurtarmacı ve sağlık sektöründe hizmet veren değerli arkadaşlarım ile kurmuş olduğum bir yapılanmanın adıdır. Biz özünde bir sivil toplum kuruluşuyuz. Daha öncesinde İstanbul merkezli bazı derneklerde arama kurtarma konusunda gönüllü olarak görev almıştım. Buradaki deneyimlerim ve değerli üyelerimiz ile birlikte bu gönüllü çalışmalar içerisinde elimizden geleni yapmaya çalıştık. Arama Kurtarma Ekipleri “Gönüllülük” esasına dayalı olarak her türlü afet ve acil durumda canlı hayatını korumak ve kurtarmak için görev alır. Bizler de deprem, sel, fırtına, toprak kayması, trafik kazaları, kayıp şahıs ve terör nedeni ile meydana gelen patlamalar ve buna benzer her tür olumsuzlukta insan hayatını kurtarabilmek adına özel görevimizi yerine getirmeye çalışıyoruz.

Halk Acı Tecrübelerle “Deprem Gerçeği”ni Öğrendi

-1999 Marmara Depremi’nden bu yana bu yıl aradan 15 yıl geçti. Peki, size göre neler değişti?
Oksal Erev:
1999 yılında yaşanan Marmara Depremi’nden sonra günümüze kadar değişen hususlar geçen yıllar göz önüne alındığında hiç de beklenen boyutta olmadığını somut olarak görebiliyoruz. Bundan belki 13-14 yıl önce gereken adımlar doğru atılabilseydi her şey çok daha iyi olabilirdi. Örneğin; kentsel dönüşüm çalışmaları, afet bilinci eğitimleri…

Tüm bu çalışmaların yıllar önce başlaması gerekiyordu. Devlet zamanında önlem alsaydı emin olun ki 17 Ağustos Depremi’nde bu kadar insanımız şimdi göz göre göre ölmemiş olurdu. Halkımız eskiye göre şimdi daha bilinçlidir. En azından depremin ne denli ciddi bir afet olduğunu acı tecrübelerle Deprem Gerçeği’ni öğrenmiş oldu. Ancak bu tecrübelere rağmen halen deprem öncesinde, anında ve sonrasında ne şekilde davranacakları hakkında çok fazla fikir sahibi değiller.

Bu arada devletin de deprem tahmini veya belirlenmesi konusuna yaklaşımı ne yazık ki beklediğimiz düzeyde değil. Tahmin edilebilen o kadar çok deprem var ki, buna karşın birileri çıkıpta “Bu türde ki değerli projelere destek verelim” demiyor. Üzücü bir durum…



-Depremler konusunda tahminlerinizi neye göre yapıyorsunuz? İlk tahmininiz nasıl oldu?
Oksal Erev:
Tahminlerimin kaynağı İTÜ’de yürütülen Deprem Tahmini Projesi’dir. Çünkü bu projede uzun yıllar görev alarak buradaki birikimlerimi internet üzerindeki kişisel sayfamda deprem tahminleri yaparak sürdürdüm.

Bu tahminlerimin kaynağı İTÜ proje verileri üzerinden gelen verilerdir. Fayların içinde bulunan kuvars kristali, basınca maruz kaldığı zaman (deprem öncesinde) bir elektrik alan oluşturur. Bu durumu kayıt altına alan cihazlar bulunmaktadır. Sayısal olarak gelen veriyi grafik haline çevirip aynı EKG grafikleri gibi bir tablo ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Sıkışma öncesi grafiklerde ciddi değişimler meydan geliyor. İşte bu grafikleri yaklaşık 12 yıldan bu zamana kadar izleyerek, grafikler konusunda adeta uzman oldum. Hangi grafik karakteri sismik kaynaklıdır, hangisi harici etkidir veya hangi istasyonun devresinde bir problem bulunmaktadır şeklinde uzmanlaşmış olduğum bu konuda deprem öncesi yorumlarımı da yapmaya başladım. Buradaki en önemli şansım, hem projede görevli olmam hem de Türkiye’nin birçok ilinde bu ölçüm cihazlarını kurup yerinde analiz etmemdi.

Kamuoyunda çok konuşulan ilk tahminim Elazığ’da meydana gelen 6.0 büyüklüğündeki depremdi. Bunun ardından yaklaşık 85 adet çeşitli deprem ve yine yıkıcı olarak kayıtlara geçen Van depremi de tahminlerimin içinde bulunmaktaydı. Yukarıda sözünü ettiğim 85 adet yakın olan depremlerin içinde İstanbul’un hissettiği Marmara merkezli depremler, Ege de meydana gelen depremler, Çanakkale ve çevresindeki son depremler ve birçok komşu ülkelere ait depremler vardı. Burada önemli olan 4 veya 5 büyüklüğündeki depremleri tahmin etmek değil, yıkıcı olabilecek depremleri tahmin edip bunlar hakkında yorum yapabilmekti.
 



-Elazığ’da yaşanan depremde olay yerinde olduğunuzu biliyoruz. Neler oldu? Halk ne durumdaydı?
Oksal Erev:
Ortada çok acı bir fotoğraf vardı… Depremin olacağını biliyorsunuz ve beklemedesiniz. Ve ardından yıkcı bir deprem yaşanıyor. Halk tabi ki perişan bir durumdaydı. Elimizden geldiğince kurtarma çalışmalarına katıldık. Bunun yanı sıra Elazığ’dan sonra meydana gelen en yıkıcı iki depremde de görev aldım. Van Erciş ve Van merkezde meydan gelen depremler... Hepsi aynı, hepsi acı ve hüzün dolu fotoğraf kareleriydi.

-Bugüne kadar ki çalışmalarınız içinde sizi en çok duygulandıran bir olayı bizimle paylaşır mısınız?
Oksal Erev:
Van Erciş’te meydana gelen depremde yerini tespit ettiğim, hatta seslerini duyduğum ve sesli iletişim kurduğum üç kişiyi kurtaramadık. İnşaatın kalitesizliği nedeniyle neredeyse kerpiç bina gibi yıkıma uğramış yerlerde insanları canlı olarak kurtarabilmeniz inanın çok zordur. Akıntı ( kum, toprak dolumu) nedeni ile ölüm kısa süre içerisinde gerçekleşir. Betonarme yapı gibi beton keserek veya kaldırarak değil, elleriniz ile kazarak tahliye dersiniz o birikintiyi. Halen zaman zaman o sesleri hafızamda duyar ve kendimi çok kötü hissederim.





“Afet Bakanlığı Kurulmalı”

-Türkiye’de AFET’lerle mücadele kapsamında size göre somut adım olarak neler yapılmalıdır?
Oksal Erev:
En başta Afet’lerden sorumlu başlı başına bir bakanlık kurulmalıdır. Bu görevin başına yıllardan bu yana sahada ve masa başında görev almış operasyonel bir AFAD yöneticisi getirilmelidir. Kadrolar da aynı şekilde bu konuda uzmanlaşmış kişilerden oluşmalıdır. Bu en önemli adım olur. Devlet, ‘AFET BAKANLIĞI’ adı altında siyasetten uzak çalışan, yeni bir bakanlığı acilen kurmalıdır. Yalnızca hizmet amaçlı kurulacak, özel yetkilendirilmiş savcı gibi özel yetkilendirilmiş afet ve acil durum konusunda tecrübeli bir kişinin görevlendirilmesi bu ülkenin menfaatine olacaktır.

-Olası bir İstanbul Depremi size göre bekleniyor mu? Ve sonuçları ne kadar ağır olabilir? Bu konuda bir tahmininiz var mı?
Oksal Erev:
Tabi ki bekleniyor... İstanbul’u etkileyen Marmara merkezli tarihsel pek çok ciddi depremler bulunmaktadır. Demek ki bir yenisi daha olacak. Bu kaçınılmaz bir gerçektir. Sonuçları ne yazık ki oldukça vahim yaşanacaktır. 1999 Marmara Depremi’nden sonra yapılan bir çalışmalarda 100.000 binanın ağır hasarlı, 1.000.000’a yakın can kaybınında olabileceği açıklanmıştır. Bu zamana kadar yapılan çalışmalar neticesinde bu rakamları % 50’lere kadar geri çeksek dahi ortaya çıkan tablo büyük bir felakettir. Emin olun ki üzülerek itiraf etmeliyim ki bunun sonuçları İstanbul hatta Türkiye için çok ağır olacaktır.

Bu yüzden afet bilinci konusunda halkın mutlaka zorunlu eğitimler alması şarttır. Kentsel dönüşümün çok hızlı ve geniş bir alana yayılması önemlidir. Ve bir şeyin dahi unutulmaması gerekiyor ki bizler, olası bir deprem haricinde bir etki olmadığı durumda % 85 oranında bunu önceden tespit eden kişileriz. Bizlere bu yüzden kulak verilmesi gerekiyor. Söz konusu bu depremi, Allah uzun ömür verirse bizler yani yaşıtlarımız büyük ihtimal ile görecektir. Çocuklarımız kesin görecektir. Bu deprem o kadar uzaklarda aramayın. Umarım ki İTÜ’ye bağlı olan bu projedeki veriler sayesinde olası bir İstanbul Depremi’nin ön sinyallerini alabiliriz. O zaman yıkımdan kaynaklanacak birçok kaybın da önüne geçmek mümkün olacaktır.



-Geçen sene İstanbul Fatih'te çöken bir bina enkazına ilk ulaşan ekip sizdiniz. Hatta Ekip içinde boy engelli bir üye tüm dikkatleri üzerine çekti. Bildiğimiz kadarı ile boy engelli kişiler ile bir projeniz de var değil mi?
Oksal Erev:
Bu proje benim yıllardır düşündüğüm bir çalışmaydı. Sonunda hayata geçirmeyi başardım. Şu anda Ekibimizde 118 cm'lik boyuyla 32 yaşındaki Miraç Bayramoğlu görev yapıyor. Türkiye’de boy engelliler ile çalışan hiç bir kurtarma ekibi yok. Bu konuda uzun süre araştırmalar yaptım. Özellikle boy engelliler enkaz altında hareket kabiliyetleri bizden çok daha üstündür. Bu da yaralı veya hayatını kaybetmiş kişilere daha hızlı ulaşmamızda bizlere büyük bir avantaj sağlıyor. Aynı zamanda bu durum boy engelli kişilerin neler başarabileceğinin de en büyük kanıtıdır. Bu durum aslında “Sosyal Sorumluluk Projesi” gibi de düşünülebilir. Hem onların kendilerine olan güveni hem de hayat kurtarmada ki başarılarını aynı anda görebiliyoruz.


“Vİ” adlı kitabımı yazacağım

-Afetlerle ilgili çalışmalarınızı veya yaşadığınız olayları bir kitapta toplamayı düşünüyor musunuz?
Oksal Erev:
Aslında 2003 yılında bu konu hakkında bir adım atmıştım. Hatta 1999 Marmara Depremi’ni araştırırken de çok ciddi bilgilere ulaşmıştım. Üzeri kapalı bir takım tehditler ile karşılaşınca bu çalışmalarımı bir süre raflara kaldırma kararı almıştım. Sanırım bu kitabı yazmanın zamanı artık geldi. Yazarlık deneyimli olamdığım bir konu yardımcı olursanız neden olmasın. Oldukça ses getirecek bir çalışma olacaktır. Ad, “Vİ”… Açılımı şimdilik sır olsun. Ne dersiniz?

-Oksal Erev’in sosyal yaşamı nasıl?
Oksal Erev:
Sosyal yaşamım aslında oldukça renklidir. Bildiğiniz üzere dernek çalışmalarım zaten oldukça sosyal bir alana sokuyor. Bunun dışında TA belgeli radyo amatörüyüm yani yasal her frekans üzerinden telsiz ile muhabere yapabilirim. Bu bile benim için çok keyifli bir hobidir. Ekip arkadaşlarım ile kampı oldukça severim. Out Door aktivitelerimden birisidir. Bir dönem keman dersi aldım ama hocam bana daha fazla dayanamadı. Bu sıralar tekrar denemeyi düşünüyorum. Çok ciddi şekilde elektronik teknolojiye merakım var. Buna “Hi Tec” diyorlar. İmkânım olsa bu çalışmaların olduğu yerlere gidip kendimi geliştirmek isterdim.

-Peki ya özel hayatınız?
Oksal Erev:
Çok renkli ve hareketli bir özel hayatım vardı. Sonrasında 2001 yılında 3 yıl süren bir evlilik hayatım oldu. Sanırım evlilik pek bana göre değil. Özgürlüğü seven biriyim… Aslında oldukça evcil men bir insanımdır. Kedim siyami ve ben sessiz sakin bir hayat yaşıyoruz.



-Oksal Erev bundan sonra neler yapacak?
Oksal Erev:
Şimdi 43 yaşındayım ama bu süre içinde arama kurtarma çalışmaları ile hayat kurtarmaya devam edeceğim. Bunun yanı sıra olası yıkıcı bir depremi tahmin etmek için de çalışmalarımı aralıksız sürdüreceğim.

-Kamuoyuna vermek istediğiniz bir mesajınız olacak mı?
Oksal Erev:
Bilgisiz birey korkar ve zarar görür. Bu nedenle halkımız olası bir afette kendi hayatını veya en sevdiklerini kurtarabilmesi için mutlaka temel afet bilinci eğitimini alması gerekmektedir. Bu konuda herkes bulunduğu il merkezindeki AFAD Müdürlükleri’ne müracaat ederek eğitimlere ücretsiz olarak katılabilir. Veya size en yakın bir arama kurtarma derneğine de başvurabilirsiniz. Edineceğiniz tüm bilgiler sizin ve çevrenizdekilerin hayatta kalmasını sağlayacaktır. Bunu sakın unutmayın…


Metin Soylu

Betül Korkmaz

Çürüyen Elma



 
 
Metin Soylu'nun hangi kitabını daha başarılı buluyorsunuz?
Hepsi
Afet Okulu
Bedeli Çanakkale'de Kanla Ödenecektir
Piri Reis Haritası'nın Şifresi
  
 
 

 

ANA SAYFA YAZAR HAKKINDA KİTAPLAR ELEŞTİRİ CEVAP KONFERANSLAR AFET OKULU RÖPORTAJLAR İLETİŞİM
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
© 2018 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.


Çizginet & Mehmet CAN